TRT Haber- Ömür Dediğin
Ayşe Karakoyun - 95- Sivas
...
benim herif iki buçuk sene eskerlik etti
iki buçuk sene eskerliği etti şeyde istanbulda
bir tek o Ürgüp'deki oğlum var idi
başka uşak yoğdu
ondan
irezilik de çektik
yoğlukta çektik
harman sürerdik
biz dırmıklardık
öküz koşerlerdi
harman galdırırdık
buğday elerdik
ölçüm gelirdi
elimizden alır ölçtü ölçtü hissesini alırdı götürurdu
onu da alırdık ya yeterdi ya yetmez idi
aç kalırdık
çok çektik çok
şimdi ne var ki
herşey bol
şu asvabın bir sırığını çeksek kırk yama çıkardı
oyleydi
asvap da bulamazıdık
eskilerle geçinirdik
şimdi ne var ki
bizlerin çektiği irezilliği kimse çekmedi
buğday elerdik
herifler savururdu
ne bir bişey varıdı
vallah billah
hee ne çektik biz ne çektik
bizim gunümüzde oğul yoğudu da şey hoca okuturdu
hocalar
namaz dualarını bellerdik
biliyon mu
ha bu benim uşaklar namaz dualarını hep bilirdi
bende bildim namazı kılıyom
Allah yazmş vardık evlendik ne örecen buralıydı köylü
allah yazarsa nerede olsa bulur
ee namusluydu şimdiki gibi değeldi
şimdikiler sevmezse galdırıp atıyo şeyi
bizimkiler öylemiydi inkarı mı var
amaaan işte varmaz olaydım keşke öleydim
o zaman bunları da görmezidim
o herif görmedi uşağının acısını
valla görmedi
o dayanamazdı
onun emma kardeşleri öldüydü
herif iyiydi
çalışırdı
ne iyiydi
aptesini alırıdı namazını gılarıdı
rençper idi
iyi kötü çoluğunu çocuğunu bakarıdı
hasan ıdı adıda
iyiydi ne huysuzluğu edecek
işi görülse ne diyecek
kızım biz hiç dururmuyduk
ip dokurduk boş mu dururduk şimdikiler gibi
hep de erkeklerden erkeklerden oluyo
avradın aklına gidersen avradın kimisi müslüman bilir de
kimisi de bilmez
demezki bende kocadım ben de kocayacam yarın ben de yaşlanacam
ben de ata olacam demiyollar
onlar bilmiyollar
yalınız işte bir oğul getirsin
yiyek içek rahat orada burda gezek çarşıda
onu istiyolar
heee iyi gün kalmayak da
benim zoruma gidiyo vallah
onbir senedir beri herif öldü
yalınız yatıyom yalınız galkıyom
bana ne olacaa ki
korkman da
iki komşu varsa
benzer oturuyom benzer bu geliyo
yalınızlık daha iyi
ölen oğlan pek iyi bakardı
bir pazardan biri gelse şimdi
ağlaya ağlaya bir oluyom
el geliyo bu gelmiyo diye
geder fistanlığımı alır getirirdi
ana sana dürüm de yaptırdım
şunu da ettim diye
getirir elime teslim ederdi
pek iyiydi
uşaklara derdiki uşaklar bi yana
ana sen bi yana derdi
uşağın yakasından şöyle tuttu kızım
ebenize bakın ebenizi perişan etmeyin
bak ahrette yakanızdan tutarım dedi
onların yüzü hürmetine gidesim gelmiyo
tavuğu cücüğü var orada
şey ediyorlar
onun için geliyom kapıda oturuyom işte ciğer
derler ki birilikteydi
üst kat görmediniz mi
üst gözleri yaptırdı da
hasta yattı iki ay
hemen inerdi sobamı kurardı
suyumu doldururdu çeşmeden
ana ne ördün nasıl oldun diye
uşağı yanımda yatırırdı te kaç sene oldu gidip geliyo doktora
gemik erimesi var
getti geldi getti geldi çaresi bulunmadı
çağarttırmş uşaklara
beni çıkartmazdı üst kada
dayanamıyoduk
kendi de ağlardı ben de ağlardım
hasan demiş ebenizi getirin demiş
Gazi idi adı
vardım hacı dedim
ne diyon oğlum dedim
ne diyon oğlum dedim
ana dedi benim hayrım yok dedi
gayrı kurtulamam dedi
kurtulamam bundan dedi
hakkını helal eyle dedi
elimi öptü boynuma sarıldı
dedim ki oğlum ben öleyim de
sen beni göm dedim
ana dedi ağlayak da
benim yerimi su etme ahrette dedi
seni göremem ahrette ağlarsak
ağlama
ben burada çektim dedi
sen de aşağda çektin çektin dedi
iki gün mü sürdü arada öldü
unutamıyom kızım
türküsü de var ya söyliyemiyom
ev tuttu da oturmadı
gelinini getirmedi
kurban oldum kadir mevlaam mirasini yedirmedi
bir ev tuttum oturmadı o da bana zor geliyor
söyletme yüreem dertli
yukarıya gidemiyom kardaşın kapısı kitli
yoncasın almış boyunu
kim verecek onun suyunu
kurban oğlum tel bıyıklı
kardaşların getirsin gelini
allah sabrımı ver allah
o öldü bir sürü uşağı kaldı
evlat i mi aboov
evlat sızısı başkaymış
kızıma da dayanamadım
kızım da öldü
bu kadar dokanmadıydı
bu oğlan pek dokandı
allah bundan daha göstertmesin cenabı allah
bir kahrını duyaydım zoruma da getmezdi
bir azarlaması da yok idi
pek severdi beni
pek severdi
ölürdü benim için
benim evim aşağdaydı
uç şimdi vardın ya orada gördün ya
ordan beni aldıllar
orda bir göz dam varıdı
oraya dıktı beni
ne pişirse getirirdi
bi yere gitse alır gelirdi
pazarcılar gelirken künde ağlarım
her pazar da
giderdi her pazar da gider idi
dolu dolu alır gelirdi
var yirmi kadar davarı var iyi
iyiydi halı vaktı da
gece korkuyom
evlat acısı zorumuş
allah diyom verdin sen aldın diyom
cenabı allah emaneti sana diyom
o zaman korkumuyom
acışıyom ne var
sırtında ceketinle
allah dedim sabrımı ver
acışıyom dedim
oğlan dedi rahatsız mı ediyolar ne örüyollar
aha şurda mezerlik
aha şurda
dizlerim tutmaz oldu
gözlerim görmez oldu
aha şu gözüme baksana katrak kapadı
acıdan oldu
oğlandan kelli oldu
yaşlı yok benden gayrı hiç yaşlı yok
hiç kalmadı hep öldüler
beni koydu allah
oğlanın ardına ki bu acısını görsün diye
ihtiyarlıktan zor bişey yok
allah imandan ayırmasın da
kurban olduğum allah imandan ayırmasın ne bileyim
ahirette iman dünyada kuran
cenabı büyük allaha emanetimiz
gelin var böğrümde
yakın ha öyle olsa çığırırım
hasta olsam diyom
hasta değilim
yatıyom kalkıyom
namazımı kılıyom yatsımı kılarım yatarım
ölümden korkmak günah imiş
hiç korkmam canım kurban allaha
alnıma ne yazıısa başıma o gelir
ahrette iman dünyada kuran
...
30 Kasım 2012 Cuma
ceylan
"Yardımcı olun, anamı cesetten uzaklaştırın' dedim. benim de hiç gücüm kalmamıştı. ama tabii anam Ceylan’ı yerde bırakıp da uzaklaşmadı. kimse alamadı onu oradan. o parçalar o şekil eteğinin içinde oturdu saatlerce. Savcıya da o eteğinin içinde gönderdi parçaları. etekle birlikte tabutun içine koyduk."
Annesinin kuzusu, süt kuzusu, derya kuzusu güzeller güzeli üç yıl oldu ben anne olalı ve sen öleli sana ağlıyorum ben hâlâ. Ne zaman biri ceylan dese başka şey gelmiyor aklıma. Şimdi de bu şarkıyı yapmışlar sana, senin için. Susmuştum yine ağladım. Keşke geri getirse seni şarkılar yürüyüşler bilirkişiler yorum yapıcılar ağlayıcılar ben onlar... Ananın kucağına etekliğimle değil kucağımda sapasağam tek parça taşıyıp götürsem sana tabaklarca makarnalar yapsam. Bayram geçti, utanmadan bayramlaştık utanmadan yeni yılı kutlayacak bu kadar insan senin etrafa dağılan etlerini unutup hindilerini etlerini zıkkımlanacak pislikler. 12 ulan 12! Allah belanızı versin o kız koyun gütmeye gitmişti oyuncakçıya barbienin moda evi maketini almya değil. Ölmeden önce makarna istemiş annesinden yiyemedi aç öldü. Şimdi ben Yiğit yemeğini yemeyi reddedince bağırıp bunu yiyemeyenler var kalk sofradan defol gözüm görmesin diyorum o zaman bana bakıyolar ya gaddar ruh hastası anne diye... Sebebim var.
26 Kasım 2012 Pazartesi
pencere
Bir pencere, bakmaya
Bir pencere, duymaya
Bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi
Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.
Yalnızlığın küçücük ellerini
Cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla
Dolduran bir pencere
Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine
Bir pencere, yeter bana
Oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben
Bir resimli kitap bahçesinde
Kâğıt ağaçların gölgesi altından
Toprak yollarında geçip giden
Kurum mevsiminden, kısır aşk ve dostluk deneylerinin
Sıralarında veremli okulların
Alfabelerin soluk harflerinin büyüdüğü yıllardan
Ve karatahtaya taş sözcüğünü yazar yazmaz çocuklar
Ulu ağaçlardan sığırcıkların çığlık çığlığa kanat çırparak
Uçup gittikleri
O andan
Etobur bitkilerin köklerinden geliyorum ben
Ve hâlâ başım
Dopdolu
Bir deftere toplu iğnelerle
Çakılan
O kelebeğin yabancı sesiyle
Asılınca güvenim adaletin koptu kopacak ipiyle
Ve bütün kentte
Parıldayan ışıklarımın yüreğini parça parça edince onlar
Koyu renk mendiliyle yasanın, bağladıklarında
Aşkımın çocuksu gözlerini
Ve isteğimin acı şakaklarından
Fışkırdığında kan
Yaşamım artık
Hiçbir şey olmadığında, hiçbir şey olmadığında duvar saatinin
tiktaklarından başka
Anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok
Çılgınca sevmekten başka
Bir pencere yeter bana bir tek pencere
Bilince ve bakışa ve suskunluğa
İşte öylesine boy atmış ki ceviz fidanı
Anlatabilir artık genç yapraklarına tüm bir duvarı
Ve sor aynadan
Adını kurtarıcının
Ve işte senden daha yalnız değil mi
Ayaklarının altında titreyen yeryüzü?
Yıkıntı elçiliğini, peygamberler
Kendileriyle birlikte getirmediler mi çağımıza?
Ve yankıları değil mi o kutsal metinlerin
Bu patlamalar art arda
Bu zehirli bulutlar?
Ey dost, ey kardeş, ey herkes!
Yazın tarihini gül soykırımının
Aya vardığınızda!
Düşler
Ne kadar safsalar o yükseklikten düşer ölürler
Şimdi dört yapraklı bir yoncayı kokluyorum ben
Eski düşüncelerin gömütünde boy atmış yonca
Ve soruyorum saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın
gençliğim miydi benim?
Çıkabilecek miyim yeniden o merak merdivenlerinden?
Merhaba diyebilecek miyim o iyi Tanrı'ya çatılarda dolaşan?
Seziyorum zaman geçip gitti artık
Seziyorum an, tarihin yapraklarından benim payıma düşendir
Seziyorum aldatıcı bir aralıktır bu masa saçlarımla o garip ve kederli
adamın elleri arasında
Bir şey söyle bana
Teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
Ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
Bir şey söyle bana
Kıyısındayım pencerenin
Ve güneşle bağlantıda...
Furuğ Ferruhzad
23 Kasım 2012 Cuma
İbrâhim
ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim
Asaf Hâlet Çelebi
22 Kasım 2012 Perşembe
şeyler çıkmazında oturan filin tanrısal mağlubiyetinden sebep sanrısal galibiyeti
Kaybettiğini farketmek bir melekeymiş.
Gerçek kaybedenler önce bu melekelerini kaybedermiş...
Gerçek kaybedenler önce bu melekelerini kaybedermiş...
19 Kasım 2012 Pazartesi
HAH
Ey biri, ey kimse, ey hiç kimse, ey sen:
Nereyeydi o hiçbir yere gitmeyen yol?
Sen kazıyorsun ve ben kazıyorum
ve ben sana doğru kazyorum...
Paul Celan
"İçlerinde Toprak Vardı", Kimsenin Gülü
Nereyeydi o hiçbir yere gitmeyen yol?
Sen kazıyorsun ve ben kazıyorum
ve ben sana doğru kazyorum...
Paul Celan
"İçlerinde Toprak Vardı", Kimsenin Gülü
13 Kasım 2012 Salı
Tebdil-i Mekan
Şimdi daha bugün gidip koli bandı ve eski gazetelerle gelmişken eve. İzmir, Mardin, İstanbul. Saydım tam 8 ev. Bununla birlikte 9 olacak... İnsan gittiği yere ilk evvel kendini götürürmüş. Argosunu kullanır annem, hep olmadık yerde 'denize de gitsen bokun arkandan gelir' der. İşte onun şarkısını dinledim bugün. Dinlemesem daha mı iyiydi sanki. Bunun da allah belasını versin!
Nereye gitsem yanımda götürüyorum çilelerimi
Valizimde taşıyorum keşkelerimi bilelerimi
Havalnmıyor, oyalanmıyor ruhum ne çare
Üstüne hasretle dolduruyorum filelerimi
Neresinden başlasam, eskisi gibi kolay olmuyor
Kelimelere itimadım kalmadı işim çok zor
İri yarı, kötü kalpli, boyalı, geçgin kadınlar gibi
Dil, çöplerini naylon torbalarında saklıyor
Tebdil-i mekanda ferahlık yokmuş aslında
Acının yüzölçümü yeryüzünden çokmuş aslında
Soranlara “eh işte idare ediyormuş” dersin
İyi niyetli değilseler üstü kapalı geçersin
Dilersen ara beni ya da yaz bana arada bir iki satır
Ya da yazma ne bileyim hani yani tutarsa tersin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)