29 Ekim 2012 Pazartesi
kışın bana yaptıkları...
I
Seni bir boşluğa attım
gövdemi başka gövdeler bilmeyecek artık
boşluk sesi ol...
hoşluk sesi ol...
sonra dönüp üz beni.
Yüzüm yüzünü terk edeli kıştı.
Yeni yeni kıştı. kollarım kendi
bacaklarımı sarmıştı. Fotoğrafta görünmeyen
ışıklar vardı. Sandalyenin ucuna oturmuştum.
Gözlerim bacaklarıma dolanan kollarıma,
sonra bacaklarıma , sonra daha uzağa, salondan
da uzağa, o yok yere bakıyordu.
Seni bir boşluğa attım
gitmek üzereydim kalktım
boşluk sesi ol...
hoşluk sesi ol...
gözlerimdeki ay ışığı
gözlerinin körlüğü içindi.
II
hadi benim umarsızım
ben ölmek üzereyim
yorgunluğum da öyle
sabrımın son parçasını da yedim
az önce.
hadi benim suskunum
geçtiğim yılları yaktım ardımda
çocukluğumdan gelirken düştüğüm
o keskin virajdan
sürüklendiğim bu vakte dek
sıkıca tuttuğum
kırık dökük inançlarım bile
ölmek üzere.
hadi benim kırgınım
kışın bana yaptıklarından,
yazın beni öldüren yıldızlarından sonra
yitirdiğim mevsimler değil,
vaktim yok,
baktığım yerleri yaktım
içime ağladığım suları da içtim
az önce.
III
seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp
sanki senden bahsetmiyormuşum gibi yapıp
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana
yılları ve yolları, limanları ve fırtınayı
ve aşkın belki hiç adı geçmeyen kuzeyini
aşkın bu kuzeyden nasıl düşürüldüğünü,
artık sonsuza dek yitirdiğimizi
büyünün bitişini,
hiç gerekmeyen yıllarda huzur,
çok gereken yıllarda da fırtına
nasıl yaşanır onu anlatacağım.
seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınmadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana
nasıl anlatacağım?
IV
kalbim
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başka yolcu yok sana
fark etmez gibisin.
kalbim
demir masanın küfü, örtünün yırtığı
camın kırığı, patlayan freni hayatımın
kalbim, anla, bitti mevsim
bir başka yolcu yok sana.
Birhan Keskin (evet! yine! )
salyangoz
İçimdeki taş yerinden kımıldadı.
Göğün altında,
yerin telef edilmiş yüzünde
bir papatyanın "olmaz" yaprağına düştüm.
Ben sustuysam söz de sussun. Olmadı,
taşındım ertesi gün "olur" yaprağına.
Orada büyüttüm hatırayı,
oradan düştüm.
Hatıra da unutsun kendini koyuluğunda.
Beni gel beni bul beni al,
istediğin yerde uyut bendeki hatırayı
istedim.
Vardığım yer bir uçurumdan kekeme,
gümüşten ipliğim azaldı-
susmaya unutmaya uykuya
yelteniyorum.
Birhan Keskin
Göğün altında,
yerin telef edilmiş yüzünde
bir papatyanın "olmaz" yaprağına düştüm.
Ben sustuysam söz de sussun. Olmadı,
taşındım ertesi gün "olur" yaprağına.
Orada büyüttüm hatırayı,
oradan düştüm.
Hatıra da unutsun kendini koyuluğunda.
Beni gel beni bul beni al,
istediğin yerde uyut bendeki hatırayı
istedim.
Vardığım yer bir uçurumdan kekeme,
gümüşten ipliğim azaldı-
susmaya unutmaya uykuya
yelteniyorum.
Birhan Keskin
Hüsn-ü aşk
"Tedbirini terk eyle takdir Hüdânındır
Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümânındır."
Şeyh Galip Dede Efendi
Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümânındır."
Şeyh Galip Dede Efendi
23 Ekim 2012 Salı
Souad geliyor!
Sonbaharı seviyorum kışın ve baharda doğanları saymazsak en sevdiğim insanlar hep sonbahar doğumlu! En sevdiğim roman yazarı yeni kitabını bitirdiği halde çıkarmak için sonbaharı bekledi.Bkz İ..O. Anar.Sevdiğim bütün hatun kişiler sonbaharda şehrime geliyor. Souad Massi, Natasha Atlas! Kışın Chinawomanı saymazsak. Gitmesem de görmesemde orada bir Souad var uzakta! Oysa Souad said saadet.... hepsi ne kadar uzaktı! Olsundu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)